ben öyLe dini bütün bir insan değilim. bayram seyran kutlamam. fakat bir pilav hastası olarak bayram pilavlarını kaçırmam. sırf bayram pilavı yicem diye uyumadım dün gece. sabah 8de , ilk pilav çıkan köye doğru yol aldım. köy ortamı seven bir insan olarak pilav dışında , orda bulunmakta ayrıca zevkli. havada şahane bugün. deniz durgun. vardık köye. oturduk masaya. tepsiyle pilav geldi önüme. arkadaşım ve iki yaşlı amca vardı masada , sonra bir kaç arkadaş daha geldiler. oturduk tepsilerin önüne. kaşık kaşık , doya doya yedik. şimdi eve geldim. artık gönül rahatlığı ile uyuyabilirim. bence bayram pilavı dünyanın en güzel şeylerinden biridir temalı bu yazımın sonuna gelmiş bulunuyorum. haydi selametLe.
20091127
yoLcuLuk.!.
pazar sabahı istanbul'a gidiyorum. salı sabahıda , hollanda'ya doğru yol alıcam. mecburiyetim olmasa kılımı bile kıpırdatmak istemiyorum. köyümü bırakmak istemiyorum. toplam 24 gün kalıcam hollandada. şimdiden sıkılmaya başladım. gez toz diyenler oLacaktır. karış karış gezdim zamanında. istemiyorum artık. köy insanıyım ben. hatta buyrun ; beni köyümün yağmurlarında yıkasınlar yahu.
20091118
20091117
all you need is Love.!.
bir insanı, gözleri için sevebilirsiniz .
bir insanı, elleri için sevebilirsiniz.
bir insanı, saçları için sevebilirsiniz.
bir insanı, ülker antep fıstıklı çikolata seviyor diye sevebilirsiniz.
bir insanı, çok güzel güldüğünü düşündüğünüz için sevebilirsiniz.
bir insanı, insanlar hakkında düşündükleri için sevebilirsiniz.
bir insanı, dinlediği müzikler için sevebilirsiniz.
bir insanı, izlediği filmler için sevebilirsiniz.
bir insanı, yumurta sevdiği için sevebilirsiniz.
bir insanı, yürüyüşü yüzünden sevebilirsiniz.
bir insanı, ailesine olan sevgisini gördüğünüz için sevebilirsiniz.
bir insanı, saygı duyulacak bir aileye sahip olduğu için sevebilirsiniz.
bir insanı, onu koruyabilecek bir abisi olduğu için sevebilirsiniz.
bir insanı, yeşili çok sevdiği için sevebilirsiniz.
bir insanı, sizin sevdiğiniz hayatı seviyor diye sevebilirsiniz.
bir insanı, kırıldığınız şeyler ortak diye sevebilirsiniz.
bir insanı, arada sessiz kaldığı için sevebilirsiniz.
bir insanı, kaygısızlar dizisini sevdiği için sevebilirsiniz.
bir insanı, bizimkiler dizisi samimiyetinde bulduğunuz için sevebilirsiniz.
bir insanda bunların hepsini bulmak sizi daha çok sevindiriyor.
sizinle olmasa bile.
arada sesini duymak ,
arada bi kaç satır yazışmak.
bu sahip olmaktan daha yoğun bir haz.
hep diyorumya , sevin birilerini.
birilerinin sizi sevmesine gerek duymayın.
sizi sevmiyorlar yada sizinle değiller diye düşman olmayın.
sadece sevin.
bir insanı, elleri için sevebilirsiniz.
bir insanı, saçları için sevebilirsiniz.
bir insanı, ülker antep fıstıklı çikolata seviyor diye sevebilirsiniz.
bir insanı, çok güzel güldüğünü düşündüğünüz için sevebilirsiniz.
bir insanı, insanlar hakkında düşündükleri için sevebilirsiniz.
bir insanı, dinlediği müzikler için sevebilirsiniz.
bir insanı, izlediği filmler için sevebilirsiniz.
bir insanı, yumurta sevdiği için sevebilirsiniz.
bir insanı, yürüyüşü yüzünden sevebilirsiniz.
bir insanı, ailesine olan sevgisini gördüğünüz için sevebilirsiniz.
bir insanı, saygı duyulacak bir aileye sahip olduğu için sevebilirsiniz.
bir insanı, onu koruyabilecek bir abisi olduğu için sevebilirsiniz.
bir insanı, yeşili çok sevdiği için sevebilirsiniz.
bir insanı, sizin sevdiğiniz hayatı seviyor diye sevebilirsiniz.
bir insanı, kırıldığınız şeyler ortak diye sevebilirsiniz.
bir insanı, arada sessiz kaldığı için sevebilirsiniz.
bir insanı, kaygısızlar dizisini sevdiği için sevebilirsiniz.
bir insanı, bizimkiler dizisi samimiyetinde bulduğunuz için sevebilirsiniz.
bir insanda bunların hepsini bulmak sizi daha çok sevindiriyor.
sizinle olmasa bile.
arada sesini duymak ,
arada bi kaç satır yazışmak.
bu sahip olmaktan daha yoğun bir haz.
hep diyorumya , sevin birilerini.
birilerinin sizi sevmesine gerek duymayın.
sizi sevmiyorlar yada sizinle değiller diye düşman olmayın.
sadece sevin.
20091113
umutsuzLar.!.
raylardan yalnızlık geçti ,
dumanları şehri süsledi.
kayıp bir masal kitabından ,
kayıp insancıklar.
dumanı görünce sokaklara taştılar.
kül kaplı topraklardan yola çıkan süvariler,
geride kalan insanları toplamak için şehre daldılar.
mazgallardan çığlıklar akarken ,
arta kalan umutlar tutuşup kül oluyordu.
bir meşalelin ucunda ,
bir şehir dolusu ceset parlıyordu.
dumanları şehri süsledi.
kayıp bir masal kitabından ,
kayıp insancıklar.
dumanı görünce sokaklara taştılar.
kül kaplı topraklardan yola çıkan süvariler,
geride kalan insanları toplamak için şehre daldılar.
mazgallardan çığlıklar akarken ,
arta kalan umutlar tutuşup kül oluyordu.
bir meşalelin ucunda ,
bir şehir dolusu ceset parlıyordu.
süvariler ,
vazgeçilmiş umutlardı.
vazgeçilmiş umutlardı.
kayıp bir masal kitabından ,
kayıp insancıklar.
aslında kendi mezarlarını , yine kendileri kazdılar.
kayıp insancıklar.
aslında kendi mezarlarını , yine kendileri kazdılar.
20091110
Sana MasaL.!.
koştum. hemde deliler gibi koştum. o sokağa vardığımda nedense durma ihtiyacı hissettim. hava kararalı en fazla bir saat olmuştu. sokak lambaları henüz kendi sıcaklıklarına yeni ulaşmıştı. kimsecikler yoktu etrafta. sokağa doğru ilerledim. ilerlemesine ilerledim , fakat bir yandan duyduğum kibrit kutusunu doldurmaz korku , ben ilerledikçe git gide büyümeye başladı.
binaların arasında kalmış , dar , karanlık bir sokak burası. binaların duvarlarından başka bir şey yok görünürde. caddedeki sokak ışıkları artık geldiğim yere kadar sızamıyorlar. oldukça karanlık olmaya başladı. gözüm alışıyor bi yandan. sessizliği daima bozan , karanlık odaların daimi sesleri. çıtırtılar. kimi zaman çıtırdılar geliyor kulağıma. gözlerim biraz daha alışmaya başladı. görebiliyorum duvarları. binaların arasından gökyüzüne doğru bakınca yıldızlar görünüyor. hava açmış. koşmaya başladığımda oldukça bulutluydu. ilerliyorum. avuçlarım terliyor biraz. biraz gerilmeye başladım galiba. ama devam etmek zorunda hissediyorum kendimi. ediyorumda. öyle garipki , sokak sanki sonsuza doğru ilerliyor.
ilerde bi ışık belirdi. el feneri gibi. hareketli ve bana doğru ilerliyor. geriye dönemem. dönmemeliyim. sırtımı hemen sağımdaki duvara yasladım. çömeldim yere doğru. ışık bana doğru gelmeye devam ediyor. avuçlarımdan resmen sular boşalıyor. korkuyorum. korkuyorum ama bekliyorumda. ayak sesleri duyulmaya başladı. biri bana doğru geliyor. bu açık. peki kim bu. neden koşuyor bana doğru. geldiğim yöne doğru kafamı çeviriyorum. aklıma bambaşka şeyler getirmeye çalışıyorum. hani odanı boyadığımız gün. evet onu düşünüyorum. yakın zamanda mutlu geçirdiğim bir an. kamerada hala görüntülerimiz var. kendimden bile gizlermişcesine izliyorum arada. ne güzeldin sen.
ışık gözümü aldı bir an. bir el omzuma doğru dokundu. kafamlı kaldırıp baktım , fakat yüzüme doğru tutulan fener yüzünden hiçbirşey göremiyorum. benimle gel dedi kalınca bir ses. yaşıda vardı sanki oldukça. erkekti. siz kimsiniz dedim. benimle gelmelisin dedi. ben önden o arkadan yürümeye başladık. kimsiniz diye sordum bir kez daha. arkama dönüp bakıyordum fakat lanet olası ışık yüzünden hiçbirşey göremiyordum. soru sorma dedi , yürümeye devam et. bu bi dağ yolunda yürümek gibi değil. öyLeki , sonsuza kadar uzanan ki binanın arasında sonsuza kadar süren bi sokak gibi. iki yanımdada duvarlar. korkuyorum. biraz olsun hayatta olduğumu hissetmek için gökyüzüne baktım. fakat lanet olası yıldızlarda artık görünmüyordu. gökyüzü görünmüyordu.
bir süre yürüdükten sonra, içten içe sanki sokağın bitmekte olduğunu hissettim. az kaldı dedi arkamdaki ses. neye az kaldı dedim. cevaplamadı. birden sokak son buldu. karşımda yine yukarı doğru uzanan bir duvar. ve bir kapı. arkamdan kapıya doğru bi el uzandı. kapıya dokundu. kapı aralanırken , gözLerimi kesermişcesine bir ışık hüzmesi gördüm. kapadım gözlerimi. ilerle dedi arkamdaki ses. gözlerimi açtım. kapı sonuna kadar açılmıştı. küçük , oda gibi biryer. duvarlarda meşlaleler. ve eski tahta merdivenler yukarıya doğru , döne döne uzanan. nerdeym ben dedim. çok yaklaştık bir kaç dakika daha yolumuz kaldı dedi. merdivenlerden çıkmaya başladık.
merdivenlerden çıkabildiğimiz kadar yukarı çıktık. sonunda bir kapı daha. biz kapıya yaklaşır yaklaşmaz kapı açıldı. büyük sayılabilecek bir oda. tuhaf olan , boşluk olmaksızın kapılarla sarmalanmış bir oda olması. yani duvarlar gözükmüyor. art arda sıralanmış kapılar. ortada iki eski koltuk. içeriye doğru adım attım. tavandan sarkan kocaman , eski bir aviza. belki yüzlerce mum yanıyor üstünde. otur dedi ses. ona doğru döndüm. korktum. korktum çünkü onu görebilecek kadar ışık mevcuttu odada. fakat ben yüzünü hala göremiyordum. sanki karanlık bir bulut kümesi yerleşmiş gibiydi yüzüne. arada gözleri beliriyor , tekrar kayboluyor.
kimsin sen dedim. güldü. otur dedi. neden burdayım, kimsin sen diye bağırdım. otur dedi sadece. koltuğa oturdum. oda karşıma oturdu. yüzüne bakamıyordum , yeterince ürkütüyordu beni. hatırlamıyorsun dedi. düşündüm. neyi hatırlamam gerektiğini zaten bilmiyordum. hatırladığım tek şeyde sokağa girmeden önce deliler gibi koşmuştum. hatta uzunca bir süre koşmuştum galiba.
evet dedi , sanki düşüncelerimi okur gibi. oldukça uzun bir süre koştun. fakat hatırlıyormusun neden koştuğunu ? ellerim üşüdü. duraksadım. korktum birden. çünkü neden koştuğumu hatırlayamıyordum. hani korktuğunuzda , o ilk saniyede buz keserya bedeniniz. düşünceleriniz donarya. kalbiniz hızlanır , içiniz sızlarya. aynen öyle oldu.
benim görevim , ruhları toplamaktır dedi adam. insanlar ölürler ve öldüklerinde bedenden çıkan ruh , durumun bilincinde olmadığı için , bilinçsiz bir şekilde kaçmaya başlar bulunduğu yerden. benim görevim , bu ruhları bulup , onlara olan biteni anlatmaktır.
konuşamadım. daha doğrusu sanırım konuşmayı unuttum. aklımdan milyonlarca şey geçiyordu. fakat sanki dilim yoktu , bağıramıyordum bile. şimdi sırası değil dedi adam. konuşman gerekmiyor zaten. sadece dinle. öldün benim küçük dostum. hatırlıyormusun düşündüklerini , ben elimde fener sana doğru koşarken. o kızı hatırlıyorsun değilmi. öyLesine güzel bir aşk besliyordunki ona , samimiyetinizi lekelemekek için , doğrusu onun bu saflığına kıyamadığın için , sabah o uyurken ayrıldın evden. sonrasını hatırlıyormusun ?
konuşamıyordum hala. gözLerimden yaşlar sızıyordu. bakamıyordum hiçbiryere. ölmüş olamazdım. ölmüş olmam mümkün değildi sanki. ölmüş bile olsam , içinde bulunduğum durum , hiçte önceden düşündüğüm gibi değildi. zihnimi zorluyordum fakat çıkamıyordum işin içinden. ne olmuştu ben evden ayrılınca ?
imkansız olduğunu biliyordun dedi adam. beraber olamayacaktınız. bir sürü sebebiniz vardı. seviyordunuz birbirinizi. gülümsedi. sen bilmiyordun belki ama ben biliyorum. oda seviyordu seni. söyLememezdi sadece. çünkü oda farkındaydı durumun. senin durumunun. kapalıydı gözlerin. seni düşündü ve söyLemedi. hatırlamaman normal , buraya gelenler genellikle hatırlamazlar bazı şeyleri. umutsuzdun küçük dostum. kırgınlığın sevginden öteye taşmıştı o an. sen sadece , evden çıktın ve yürüdün. ve o kaza gerçekleşti.
ilginç bir şekilde bir an kabul ettim olanları. merakım , korkum son buldu. peki dedim. evet diyebildim. konuşabildim. burdan sonra beni nereye götüreceğin hiç önemli değil dedim. sadece bilmek istiyorum. neyi dedi adam. kaza dedim , kazadan sonra , muhtemelen uyanmıştır o an. ne hissetti ? sadece bunu bilmek istiyorum. gülümsedi adam. sen gerçekten sevdin evlat. ve öyle güzel sevdinki , o senden uzak durmak zorunda bile olsa , bu aşka dokunabildi bir an.
- oda birazdan burada olur. bence ne hissettiğini ona sorarsan , daha iyi olur.
binaların arasında kalmış , dar , karanlık bir sokak burası. binaların duvarlarından başka bir şey yok görünürde. caddedeki sokak ışıkları artık geldiğim yere kadar sızamıyorlar. oldukça karanlık olmaya başladı. gözüm alışıyor bi yandan. sessizliği daima bozan , karanlık odaların daimi sesleri. çıtırtılar. kimi zaman çıtırdılar geliyor kulağıma. gözlerim biraz daha alışmaya başladı. görebiliyorum duvarları. binaların arasından gökyüzüne doğru bakınca yıldızlar görünüyor. hava açmış. koşmaya başladığımda oldukça bulutluydu. ilerliyorum. avuçlarım terliyor biraz. biraz gerilmeye başladım galiba. ama devam etmek zorunda hissediyorum kendimi. ediyorumda. öyle garipki , sokak sanki sonsuza doğru ilerliyor.
ilerde bi ışık belirdi. el feneri gibi. hareketli ve bana doğru ilerliyor. geriye dönemem. dönmemeliyim. sırtımı hemen sağımdaki duvara yasladım. çömeldim yere doğru. ışık bana doğru gelmeye devam ediyor. avuçlarımdan resmen sular boşalıyor. korkuyorum. korkuyorum ama bekliyorumda. ayak sesleri duyulmaya başladı. biri bana doğru geliyor. bu açık. peki kim bu. neden koşuyor bana doğru. geldiğim yöne doğru kafamı çeviriyorum. aklıma bambaşka şeyler getirmeye çalışıyorum. hani odanı boyadığımız gün. evet onu düşünüyorum. yakın zamanda mutlu geçirdiğim bir an. kamerada hala görüntülerimiz var. kendimden bile gizlermişcesine izliyorum arada. ne güzeldin sen.
ışık gözümü aldı bir an. bir el omzuma doğru dokundu. kafamlı kaldırıp baktım , fakat yüzüme doğru tutulan fener yüzünden hiçbirşey göremiyorum. benimle gel dedi kalınca bir ses. yaşıda vardı sanki oldukça. erkekti. siz kimsiniz dedim. benimle gelmelisin dedi. ben önden o arkadan yürümeye başladık. kimsiniz diye sordum bir kez daha. arkama dönüp bakıyordum fakat lanet olası ışık yüzünden hiçbirşey göremiyordum. soru sorma dedi , yürümeye devam et. bu bi dağ yolunda yürümek gibi değil. öyLeki , sonsuza kadar uzanan ki binanın arasında sonsuza kadar süren bi sokak gibi. iki yanımdada duvarlar. korkuyorum. biraz olsun hayatta olduğumu hissetmek için gökyüzüne baktım. fakat lanet olası yıldızlarda artık görünmüyordu. gökyüzü görünmüyordu.
bir süre yürüdükten sonra, içten içe sanki sokağın bitmekte olduğunu hissettim. az kaldı dedi arkamdaki ses. neye az kaldı dedim. cevaplamadı. birden sokak son buldu. karşımda yine yukarı doğru uzanan bir duvar. ve bir kapı. arkamdan kapıya doğru bi el uzandı. kapıya dokundu. kapı aralanırken , gözLerimi kesermişcesine bir ışık hüzmesi gördüm. kapadım gözlerimi. ilerle dedi arkamdaki ses. gözlerimi açtım. kapı sonuna kadar açılmıştı. küçük , oda gibi biryer. duvarlarda meşlaleler. ve eski tahta merdivenler yukarıya doğru , döne döne uzanan. nerdeym ben dedim. çok yaklaştık bir kaç dakika daha yolumuz kaldı dedi. merdivenlerden çıkmaya başladık.
merdivenlerden çıkabildiğimiz kadar yukarı çıktık. sonunda bir kapı daha. biz kapıya yaklaşır yaklaşmaz kapı açıldı. büyük sayılabilecek bir oda. tuhaf olan , boşluk olmaksızın kapılarla sarmalanmış bir oda olması. yani duvarlar gözükmüyor. art arda sıralanmış kapılar. ortada iki eski koltuk. içeriye doğru adım attım. tavandan sarkan kocaman , eski bir aviza. belki yüzlerce mum yanıyor üstünde. otur dedi ses. ona doğru döndüm. korktum. korktum çünkü onu görebilecek kadar ışık mevcuttu odada. fakat ben yüzünü hala göremiyordum. sanki karanlık bir bulut kümesi yerleşmiş gibiydi yüzüne. arada gözleri beliriyor , tekrar kayboluyor.
kimsin sen dedim. güldü. otur dedi. neden burdayım, kimsin sen diye bağırdım. otur dedi sadece. koltuğa oturdum. oda karşıma oturdu. yüzüne bakamıyordum , yeterince ürkütüyordu beni. hatırlamıyorsun dedi. düşündüm. neyi hatırlamam gerektiğini zaten bilmiyordum. hatırladığım tek şeyde sokağa girmeden önce deliler gibi koşmuştum. hatta uzunca bir süre koşmuştum galiba.
evet dedi , sanki düşüncelerimi okur gibi. oldukça uzun bir süre koştun. fakat hatırlıyormusun neden koştuğunu ? ellerim üşüdü. duraksadım. korktum birden. çünkü neden koştuğumu hatırlayamıyordum. hani korktuğunuzda , o ilk saniyede buz keserya bedeniniz. düşünceleriniz donarya. kalbiniz hızlanır , içiniz sızlarya. aynen öyle oldu.
benim görevim , ruhları toplamaktır dedi adam. insanlar ölürler ve öldüklerinde bedenden çıkan ruh , durumun bilincinde olmadığı için , bilinçsiz bir şekilde kaçmaya başlar bulunduğu yerden. benim görevim , bu ruhları bulup , onlara olan biteni anlatmaktır.
konuşamadım. daha doğrusu sanırım konuşmayı unuttum. aklımdan milyonlarca şey geçiyordu. fakat sanki dilim yoktu , bağıramıyordum bile. şimdi sırası değil dedi adam. konuşman gerekmiyor zaten. sadece dinle. öldün benim küçük dostum. hatırlıyormusun düşündüklerini , ben elimde fener sana doğru koşarken. o kızı hatırlıyorsun değilmi. öyLesine güzel bir aşk besliyordunki ona , samimiyetinizi lekelemekek için , doğrusu onun bu saflığına kıyamadığın için , sabah o uyurken ayrıldın evden. sonrasını hatırlıyormusun ?
konuşamıyordum hala. gözLerimden yaşlar sızıyordu. bakamıyordum hiçbiryere. ölmüş olamazdım. ölmüş olmam mümkün değildi sanki. ölmüş bile olsam , içinde bulunduğum durum , hiçte önceden düşündüğüm gibi değildi. zihnimi zorluyordum fakat çıkamıyordum işin içinden. ne olmuştu ben evden ayrılınca ?
imkansız olduğunu biliyordun dedi adam. beraber olamayacaktınız. bir sürü sebebiniz vardı. seviyordunuz birbirinizi. gülümsedi. sen bilmiyordun belki ama ben biliyorum. oda seviyordu seni. söyLememezdi sadece. çünkü oda farkındaydı durumun. senin durumunun. kapalıydı gözlerin. seni düşündü ve söyLemedi. hatırlamaman normal , buraya gelenler genellikle hatırlamazlar bazı şeyleri. umutsuzdun küçük dostum. kırgınlığın sevginden öteye taşmıştı o an. sen sadece , evden çıktın ve yürüdün. ve o kaza gerçekleşti.
ilginç bir şekilde bir an kabul ettim olanları. merakım , korkum son buldu. peki dedim. evet diyebildim. konuşabildim. burdan sonra beni nereye götüreceğin hiç önemli değil dedim. sadece bilmek istiyorum. neyi dedi adam. kaza dedim , kazadan sonra , muhtemelen uyanmıştır o an. ne hissetti ? sadece bunu bilmek istiyorum. gülümsedi adam. sen gerçekten sevdin evlat. ve öyle güzel sevdinki , o senden uzak durmak zorunda bile olsa , bu aşka dokunabildi bir an.
- oda birazdan burada olur. bence ne hissettiğini ona sorarsan , daha iyi olur.
20091107
evLiLik.!.
akşam arkadaşlarla beraberdim. sorun şuki onlar evli. sorun evli olmaları değil. benim evli olmamamdı galiba. öyLesine mutlu mesut iki çift vardıki karşımda. bi yandan çocuklar kendi hallerinde oynuyolar falan. eşler öylesine mutlular. mutlaka problemler vardır ama mutlu olmayı başarabiliyolar. okey oynuyolardı bende yanlarında oturdum. sanırım aradığım şey bu. hali hazırda zaten huzurluyum , sakinim. evlenmeliyim artık. çocuğum falan olmalı. yeterince fingirdedim , artık buna bi son vermek lazım. lazımda , kolay değil birini bulmak. bu hayata katlanabilecek birini bulmak. neyse...
20091106
20091029
Yeşil , hani sevdiğin.!.
sen şehir oldun ,
sana bakınca kalablık görüyorum artık.
sana bakınca sokaklarda kaybolacak gibi.
adresin var ,
yolum uzun.
gelemiyorum.
sen yalnızlık oldun benim için,
oysa ben çok kalabalıktım kendimle.
sen şehir oldun ,
ben tüm çıkmazlarına tanık oldum.
acıyor biraz.
sen göremiyorsun beni,
kalabalıklar var aramızda.
aramızda asfalt uzaklıklar.
sana yeşil renklerden sesleniyorum.
hani aslında görmek istediğin.
neresi önemli değil aslında ama ,
sana imkansızlığından sesleniyorum.
umulmadık bir durak olmayı kabul ederek.
şehirsiz bir coğrafyadan.
şimdi değil ama ,
bir gün dön...
sana bakınca kalablık görüyorum artık.
sana bakınca sokaklarda kaybolacak gibi.
adresin var ,
yolum uzun.
gelemiyorum.
sen yalnızlık oldun benim için,
oysa ben çok kalabalıktım kendimle.
sen şehir oldun ,
ben tüm çıkmazlarına tanık oldum.
acıyor biraz.
sen göremiyorsun beni,
kalabalıklar var aramızda.
aramızda asfalt uzaklıklar.
sana yeşil renklerden sesleniyorum.
hani aslında görmek istediğin.
neresi önemli değil aslında ama ,
sana imkansızlığından sesleniyorum.
umulmadık bir durak olmayı kabul ederek.
şehirsiz bir coğrafyadan.
şimdi değil ama ,
bir gün dön...
20091028
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


















