20100210

Havuz.!.

"en güzel yalnızlık , seninle olanı."

ağızda bıraktığı tat , küçükken oynadığımız nefes tutma oyunları gibi. bu defa nefesimi tutarak , çocuklara seni nekadar sevdiğimi ispatlayacağım. sen yokken hiçbir an'a tanık olmamayı istiyor gibi , nefesimi tutarak , geçen zamanı yaşanmamış sayacağım. 

belkide bir çocuk havuzunda boğularak ölen ilk yetişkin olurum.
ben yaptığım çocuklukla kalırım,
sende oyuncak bir ördeğe adımı verirsin. 

20100203

yaLnızlık aşkı.!.

bir bekleyenim yada beklediğim biri yoktu o gün aslında. sanki akLımda bir fiLm karesi , bir aşk tamlaması yapmak üzere koştum istasyona. trenin sesi , kalabalığın sesine karışmaya başlarken , o eski binanın koca kapılarından içeri adım attım. oysa ben treni bile beklemiyordum öncesinde. birilerine bekliyo gözükmeye çalışıp , kendimi bir film karesinde hayal ediyordum alt tarafı. tren durduktan sonra ilk vagona atLadım ve son vagona doğru trenin içinde koşmaya başladım. gördüğüm herkeze "bugün hayat herzamankinden daha güzel , gülümseyin" diyor , sonundada gülücüklerimi esirgemiyordum. vagon aralarında , dışarıya doğru sarkıp , sırıtarak "bugün hayatın en güzel günü , yarın dahada güzel olacak" diye haykırıyordum.

son vagonunda sonuna geldikten sonra , atLadım trenden. ayakkabılarımı çıkarıp , kalabalığın içinde koşmaya başladım. dağa kanatlarını sürterek uçan bir kuş gibi , kollarım açık , insanlara dokunarak koşuyordum. insanlar azalıyordu yavaş yavaş , ben koşmaya devam ediyordum. ve beklemediğim onu gördüm karşımda. devrik bir cümle kurmuş gibi gözüksemde , o an gördüğümü karşılayacak en düzgün cümle buydu aslında. beklemediğim o. siyah saçLarı , asfLat dünya'ya bir tepki gibiydi. hayal edebileceğiniz en normal kıyafetLeri giymesine karşın , neredeyse kanatları gözüküyordu. bir kaç metre ilerde , bankta , sanki hiçkimseyi beklemiyor gibi ve sanki hiçbir yere gitmeyecek gibi oturuyordu.

yanına doğru koştum. karşısında dikildim. bana baktı. "bugün hayatın en güzel günü ve şimdi nedenini çok iyi anlıyorum" dedim. gülümsedi. "gitmeye hazırmısın" diye sordu. istasyondaki o eski kocaman saat durdu. insanlar durdu. bulutlar durdu. kuşlar durdu. tüm sesler kesildi. gökyüzü , sanki biri heycanla bir hediye paketini açıyormuş gibi yırtıldı. bir el uzandı göğsüme doğru. parmağınla kalbime dokundu. sarsıldım. her sarsıntıda , sanki başka bir dünyaya gidip geliyordum. her sarsıntıda , saniyelikte olsa gökyüzünde , yıldızların arasında  buluyordum kendimi. fakat canım yanıyordu. yardım et diye bağırmaya başladım. kollarını açtı. saniyelik sarsıntılara rağmen , ona doğru ilerledim. kollarımı açtım ve kendimi bıraktım.


10.06.2010 // Yerel Bir Gazete
dün öğlen saatlerinde evinde ölü bulunan Levin Kara isimli 25 yaşındaki gencin , intihar notu bulundu.
yalnız yaşayan ve aslında hiçbir sorununun olmadığı söylenen genci intihara sürükleyen neydi ?
ailesi ve arkadaşLarı büyük bir üzüntü içinde.

- Bugün hayatın en güzel günü , yarın dahada güzel olacak.
fakat hergün dün kadar yalnız.
yalnızlıktan kastım tek başıma görüyor olmam değil ,
gördüklerimi göremiyor olmanız.
yani benim yalnızlığım sizLersiniz.
sizleri düşünmeden daha mutlu olabileceksem ,
mutluluk için ölmek pekte saçma olmayacaktır.
neye inandığım bana kalsın.
asfalt karası saçLarıyla gelecektir ölüm.
bende muhtemelen onu kucaklayacağım.
beni ararsanız ,
bir diğer istasyonda inmiş olacağım.
kimsenin olmadığı yerde,
belkide gerçek evimde.
sevgiyle kalın.

20100202

zEkoRizMa.!.

insanlar gökkuşağına , gökkuşağı yağmura aşık.

20100124

oyun.!.

çocukluğumu hatırlıyorumda. ozamanlar dedemle birlikte İtalya'nın Aosta şehrinde yaşıyordum. annemle babam hakkında , beni bırakıp gitmiş olmaları dışında hiç birşey bilmiyorum. sanırım öğrenmekte istemedim. hayatımda olmamaları beni hiçbir zaman üzmedi. dedemin evi , yani benimde büyüdüğüm yer Dora Baltea nehrinin kıyısına yakın , ufak bir çiftlikten ibaretti. oynayacak oyuncağım olmadı belki ama böyLesine güzel biryerde yaşamış olmaktan herzaman keyif aldım ve hiç sıkılmadım. dedem hayvancılıkla uğraşırdı. bunu bi iş olarak değilde , sanki arkadaşları ile zaman geçiriyormuş gibi yapardı. hayvanlarına özenle bakar , onlarla bol bol konuşur ilgilenirdi. benide oldukça severdi. onun yanında olduğum için oldukça mutluydu.

size ozamanlardan kalma bi oyunumu anlatmak istiyorum. tüm zamanımı ormanda ve nehir kenarında geçirirdim. çiftliğie yakın bi ağaç evim vardı. dedemle beraber yapmıştık. kimi zaman korsan olurdum tepesinde , kimi zaman bir süper kahraman. ama benim en sevdiğim oyun bulutlardı. çimenlere uzanıp , bulutlara şekiller vermek. hepimiz yapmışızdır bunu vakti zamanında. belki hala bile yapanlar vardır. bi bakıma oldukça eğLenceli bişeydir. fakat bende kalıcı bir etki yarattı sanırım. ozamanlar saniyelik , tavşanlar , kaplumbağalar , ucaklar ve insanlara dönüşürdü bulutlar. hayal gücümün yettiğince birşeylere benzetirdim onları. algıda seçiçilik gibi bi durum olsa gerek bu. nihayetinde onlar sadece buluttu. insan bulutların öyLe şekilsiz olmasına katlanamıyor olsa gerek ki , durmadan birşeylere benzetir durur.

yapabileceğim çok şey olmaması yüzünden olsa gerek , oldukça fazla oynardım bu oyunu. büyümeye başladıkça farkettimki sadece bulutları değil , artık gördüğüm garip şekilli ağaçları , taşları , nehirdeki köpükleri , herşeyi farklı şekillere sokmaya çalışır oldum. üstelik bunlar bulutlara göre daha kalıcı olduklarından , bir süre sonra canlandırdığım şekli ile kalmaya başladılar. en güzeli , nehirden su içmeye çalışan karacaydı. ağaçtı nihayetinde ama ben artık onu bi ağaç olarak görmüyordum. yengeç taşlar vardı yine nehrin kenarında. nezaman oraya baksam ,  taşları değil yengeçleri görüyordum. sanki başka bir hayat canlanmıştı yaşadığım bu yerde. yani artık sadece ağaçlar ve taşlar yoktu. bir sürü insan , bir sürü hayvan , bir sürü farklı şekil çıkmıştı ortaya.

17 yaşımın ortalarında , bir ağustos sabahı , her sabah beni uyandıran dedem , bu defa uyanmadı. öğle saatlerine yakın uyandığımda , dedemin beni uyandırmamış olmasına şaşırıp odasına doğru ilerledim. o sanki hiç gitmeyecek biri gibiydi. ben ölene kadar hayatımda kalacak biri. dedemin odasına girdiğimde , o yatağında uzanıyordu. cildi fazlasıyla beyazlamış , yanakları çökmüş. ben , ben o günden beri dilsizim. çünkü benim oyunum , o gün benden çok şey götürdü. yaşadığım korku ile alışkanlığım birleştiğinde , dedemin yatağı bir canavara dönüştü. olduğum yere çöktüm. odanın duvarları birden mağara duvarlarına benzemeye başladı. dedem canavarın ağzında , evlat kurtar beni diye haykırıyordu. öyLesine korkmuştum ki , öyLesine tutulmuştumki. bağırmak istedim , çıkmadı sesim. oysa öyLesine güçlü bir şekilde , yardım edin diye bağırıordumki. ama çıkmıyordu sesim. duyamıyordum kendimi. tüm gücümü toplayıp odanın dışına attım kendimi. toprak yolda , nereye gideceğimi bilmez bi şekilde koşuyordum. yolda ağaçLar sanki üzerime eğilen devlere dönüşüyordu. gözümde gri bi sis , koşuyordum. kaçıyordum.

o günden sonra bir daha dedemi görmedim. çiftliğe bir daha hiç gitmedim. şimdi  Fransanın , Briançon şehrinde, şehrin biraz dışında , ormanın içinde ufak bir kulubede yaşıyorum. dedem gibi , hayvancılık yapmaya başladım. ama küçük oyunum , hiç peşimi bırakmadı. dışarı çıkmakta , insan içine karışmakta zorlanıorum. artık insanlarda şekil değiştirmeye başladı gözümde. şehre inip kalabalığın içine karıştığımda , bana dev dalgalar üzerime doğru geliyormuş gibi görünüyor. insanlar , korkunç balıklara dönüşüyor bu denizde. koşarak uzaklaşıyorum aralarından. bu yüzdendir , kimileri benden deli diye bahsediyor sanırım şehirde. geceleri hala dışarıya çıkmıyorum. çok sevdiğim ormanın içinde dolaşamıyorum.

eskiden bulutlara bakıp saniyelik hayaller görürdüm.
şimdi saniyelik gerçeklerle mutlu olmaya çalışıyorum.
çünkü bir kaç saniye sonra değişecek tüm gerçekler biliyorum.

Ludo.
arrivederci...

20100123

Doğum Günü.!.



Büyüdük ama adam olamadık.
hayatından en memnun olan insanlardan biriyim bu yüzden.
seLametLe =)

20100112

aŞk.!.

bir şehri yerle bir etmek ,
o şehri sonunda bir vadiye çevirebileceksede,
içinde insanlar var.
acı çekecekler.
ve akıllarda vadinin yeşilliği değil ,
korkunç hikayesi kalacaktır.
ve her gelen sorgulayacaktır neden diye.
günahlarla anılan bir amacın ,
araç kadar değeri kalmayacaktır.

oysa bize öğretilen aşkın sınır tanımadığı değilmidir.
peki aşk , böyLesine bir bencilliği kabul etmekmidir gerçekten ?

20100111

Gezegen Sen.!.

Araştırma "Gezegen Sen"  
02:00 - 11 ocak 2023  

bugün duyguları görüntülemenin yolunu buldum. belki paylaşmak için erken fakat , büyük ölçüde doğruluğu ispatlandı.  bana deli diyebilirsiniz ama uzun süredir aklınızı çok karıştırabilecek , sizi gerçekten heycanlandıracak şeyLer üzerinde çalışmaktaydım. uzun yıllardır duyguların görülebilir olduğuna inanmaktayım. görülebilirden kastım kesinlikle mimiklerimiz ve vücut dilimizi kullanmamız değil. ben duyguları muhtemel bir perdeye yansıtmaktan bahsediyorum. perde dediğime bakmayın , hala heycanlıyım. anlatmak istediğim şey , sizi duygularınızın içinde gezdirmeye çalışıyo olmamdı. biliyorum şimdiden nasıl diye sorgulamaya başladınız içinizden. size burda bunun formülünü paylaşacak değilim , fakat temelinde ne olduğunun özetini ve sonuclarını açıklayacağım. lafı çok uzatmadan 8 ocak 2023 tarihinde yaptığım ilk testin raporunu paylaşıyorum.

04:20 - 8 ocak 2023 - Denek Sayısı 1. Deneme 1.

kendi icadım olan makineye bağlanmak için hazırlıklarımı tamamladım. sonuçLarının ne olacağını henüz bilemiyorum. amacım duygulardan içinde gezilebilir bir dünya yaratmak. Tüm Beyin değerleri normal. beynin sağ bölümüne -ki bilirsiniz duygusal olan bölüm sağ bölümdür- yerleştirdiğim , iletken kabloları makineye bağladım. makine bir dakikadan geriye doğru saymaya başladı. zaman dolduğunda çalışacak ve yarım saat içinde kendi kendini kapatacak. herhangi bir aksilik olmassa yarım saat sonra size deneyimlerimi paylaşacağım.

05.10 - 8 ocak 2023 - Denek Sayısı 1. Test Sonucu.

Tanrım! testten çıkalı yaklaşık 15 dakika oluyor ve ben hala ağlıyorum. test başarılı fakat sonuçları tehlikeli. Kendime itiraf edemediğim şeylerin şekillendiğini , renklendiğini görmem , hayır bu yanılsama olamaz. Nasıl anLatılır bilemiyorum. buna alışmak zamanımı alacak. almamalı. heycanımı yitirmedim , aksine bunu tekrar denemek istiyorum. fakat yıkıcı olmasından korkuyorum.

sayaç sürenin sonuna geldiğinde , önce küçük bir acı hissettim. sonra labaratuarım , duvarlar , makineler  sanki akmaya başladı. sonra duvarların açılan kısımlarından içeriye güçlü bir karanlık sızdı. korktum , gözLerimi kapadım. bir kaç saniye sonra , bir rüzgar hissettim yüzümde. gözLerimi açtığımda ağaçların seyrek olduğu , sonsuz bir vadideydim. çıplaktan öte , sanki şeffaftım. elimi gökyüzüne doğru kaldırdım , hem elimi gördüm , hem gökyüzünü. tanrım. yüzleri olan ağaçlar gördüm. ayağımın altında çimenler vardı. bir kaç adım attım. fakat sanki yere dokunmadan yürüyor gibiydim. oysa çimenler eziliyordu , görüyordum. güneş hangi yöne dönersem oraya kayıyor gibiydi. rüzgar konuşarak esiyordu. kulağımda çocukluk seslerim. ağlama anne. bir dal dokundu omzuma. döndüm. bir ağaç toprağa deyiyordu neredeyse. ağacın gözleri bana bakıyordu. ben kendimi duyuyordum. anne , ağlama. kokrtum. koşmaya başladım. koşuyordum ama olduğum yerde. sonra içinde her rengi barındıran boyalardan yapılma bir örümcek ağına takılır gibi yırtıyordum gördüğüm gerçekliği. resim karmakarışık oluyor. birden elimde toplandı bütün görüntüler. siyah bir fonda , ben. elimde hayatım. sıktım. suyunu çıkardım. bir rüzgar esti arkamdan , düşürdü beni. sanki bir su birikintisine düştüm. boğuluyordum.

işte o an makine durdu. karanlık , labaratuarıma dönüştü yavaş yavaş. hızlı bir şekilde resmi çizilmiş gibi. başardım. görüneblir duygular içinde dolandım. dünya ve duygular bir bütün oldular. ben içinde dolandım. şimdi biraz dinlenmeliyim. gördüğüm ve dokunduğum kötü şeylerin dışında , iyi şeylerde oldu. aklımın neye benzediğini azda olsa keşfettim bugün.

03.44 - 9 ocak 2023 - Denek Sayısı 2. Deneme 2.

Bu deneyimi seninde tatmanı istiyorum bugün. evet , bunu birlikte yapmalıyız. yıllardır tanıyorum seni. aynı yalnızlıkta buluşmamız olasımı bilemiyorum. fakat seni kendi yalnızlığımın içinde ağırlamak istiyorum. makine ve biz hazırız. bağlantı durumu aktif. değerler normal. geri sayım başladı.

04.32 - 9 ocak 2023 - Denek Sayısı 2. Test Sonucu. 

sen. başka bir gezegeni keşfetmek gibi. içinde insanların yaşayıpta zaman içinde yok olduğu. sonunda ıssız kalmış. şehirleriyle , coğrafyasıyla.

tekrar aynı acı ve karanlıkla kapadım gözlerimi. vadiye döndüm.rüzgarı hissettim ve açtım gözümü. ışık vurdu. elimi güneşe doğru kaldırdım. fakat demiştimya , yarı şeffaf bir durum vardı ortada. yetmedi. yoksun diye korktum bir an. şeffaf elin uzandı arkamdan omzuma doğru.  biliyordumki sana sarılabileceğim tek yer , insanların gerçeklik olarak kabul etmeyeceği bu yerdi. döndüm arkamı. öyLe şeffaftınki , ardındaki manzara sanki kalbinden yansıyor gibi görünüyordu. konuşmaya yeltenmeden , sesim ben daha bişey söyLemeden duyuldu gökyüzünden doğru. dokunabilirmiyim diye sordum. gözlerinde , gün doğumunda bir gemi battı sanki. ama sen gemi değil denizdin. bense batıyordum sana doğru. dudaklarına doğru yaklaştığımda kök salmaya başladık toprağa. gitme diyordun. gitmem sesi kırmızı rengiyle kulağına deydi. zaman hızlandı , günler dakikalık geçiyor gibiydi seni öptükçe. saniyesinde gündüz , saniyesinde gece. ben düşünüyordum , dünya şekil değiştiriyordu. yüzüne her dokunduğumda , yanaklarından düşen her anlam , köklerimizi suluyordu. ve biliyordum ardımda bir orman , alev alev yanıyordu. etrafımızı dumanlar sardı ama durmadık. biliyorsunki aslında durmadık. hayatımızdaki insanlar birer hayalet gibi geziniyordu etrafımızda , görüyorduk ama aldırmıyorduk. çünkü "an" bizimdi. bizim işimiz an'larlaydı. doya doya günah çıkarırken , toprak devamlı mahsül veriyordu. ağaçlar çiçekler , günlerin dakikalık hareketi gibi , büyüyüp ölüyordu. anlık. sana dokunmak , bir gezegeni keşfetmekti. bilinmeyenleri sana kalmış pandora hikayeleri. pink floyd şarkısı gibiydin , ayın karanlık yüzü. gerçekliğin bu kısmında şahidimiz olmadan şehveti paylaşıyorduk. martılar bulutları taşıyordu üstümüzden. gitme diyordun. oysa ben zaten gitmiyordum.

makine durdu. hayatlarımıza döndük. göz göze geldik. bize bıraktığı en güzel şey , birbirimize baktığımızda artık konuşmadan birbirimizi anlamamız oldu. konuşmadan. en ölümcül günahların , hazlar olmadığını öğrendik.

Araştırma "Gezegen Sen"
03:26 - 12 ocak 2023  

işte sonuçlar bunlar. yıllarımı verdiğim bu araştırma sonunda beni başka bir boyuta taşıdı. hayallerden çok , gerçeklerin nekadar acı verdiğini anladım. belki raporumdan bu sonucu çıkaramayacaksınız , ama anlatamayacağım şeyler yaşadım. ve biz bir karar verdik , gerçeklikten uzaklaşabileceğimiz her an mutlu olabileceğimizi anladık. o yüzden keşfimi şimdilik sizlerle paylaşmaktan vazgeçiyorum. biliyorumki siz insanlar , bunu benim gördüğüm gibi göremeyeceksiniz.

olurda bir gün bu rapor bulunur , günyüzüne çıkarsa , biz zaten çoktan duyguların canlandığı bir hayalde ölmüş olacağız. gerçekliğiniz size kalsın.


makine ve biz hazırız.
bağlantı durumu aktif.
değerler normal.
geri sayım başladı.
dönmemek üzere.
hoşçakalın...

20100104

.!.

sen artık beni düşünmeden mutlu ol.
ben tükendim.

20091230

Twitter Adam.!.

yeni twitter linkim , resimli olaraktan hemen yan tarafa ekLenmiştir.
yeni bir marvel karakteri gibiyim.
Twitter Adam.
bu arada gülmek serbest , maksadım odur. 

20091229

durak.!.

hangimiz bekledi ,
hangimiz gelmedi.
ikimiz üzüldük.
seferi iptal edilmiş bir güzergahta ,
içinde otlar bitmiş bir durak kaldım ben.
sendin gelmeyen bana göre ,
sanki o yüzden inşa edildim bu kara kaldırıma.
gelmedin.
geçmiyor kimse buradan ,
bu yüzdendir yollar öyLesine yeni hala.
hani olurya , gelirsin belki.
ama gelmiyorsun.
içimde uyuyor geceler ,
üşümeden sabahı bekliyorum.
hala geçmiyorsun.
ayaklanıp gidemiyorum.
dile gelip sövemiyorum.
sendin gelmeyen bana göre.
sanki o yüzden inşa edildim bu kara kaldırıma.
gelmedin.
sana şehir ışıkları bol seferler düştü yaşanacak.
bana ay vurdu bir gece.
en son düştüğümü hatırlıyorum.
kalkamıyorum.
gelmiyorsun.