her zamanki gibi çitlerin üzerinden atlamışsın. elbisen yırtılmış. yine arka bahçeden mi geldin ? sen hariç her şey eskiyor sanki. yaramaz çocuklar gibisin hala. gülüşün bile değişmedi. oysa şu koltuk bile aynı renginde değil artık. fotoğraflar sararmaya başladı. merdivenler gıcırdıyor. bak yüzüme, ne kadarda yorulmuş görünüyorum. hiç bir zaman yetmiyor aldığımız nefes. şimdi anlıyorum. en büyük doyumsuzluğumuz yaşamak galiba. oysa yaşadığımız süre boyunca kahreder dururuz hayata. ne zamandır koşmadım kim bilir. ne zamandır ata binmedim. kalabalıktan yorulup buraya taşındığımı hatırlıyorumda. şimdi çocukluğumuzda gittiğimiz lunaparkta olmak için nelerimi vermezdim. o kalabalığın içinde koşturmak. dönme dolabın tepesinden karanlığın içinde oturduğumuz evi aramak. şehre inmek için nasılda giyinir süslenirdik. babamın çocukluğundan kalma takım elbisesini giyerdim. sen ise sana özel dikilmiş o beyaz elbiseyi. o zaman da güzeldin. şimdi de.
sen hariç her şey eskiyor sanki. belki de uzun süre yanımda olmadığın için bana öyle geliyordur. olsun. pencerenin yanında duran dolabın altındaki ilk çekmeceyi açar mısın. bir kaç çocukluk fotoğrafımız olması lazım. ne bıraktıysan arkanda , o çekmeceye koydum.
- burada sadece bir kaç fotoğraf var.
aniden gittin. fakat sebeplerini sorgulamayacağım. zira şu durumdayken insan hiç ilgilenmiyor sebeplerle. 3 eylüldü sanırım. öğleden sonra. elinde bavul ile kapıda dikilmiş duruyordun. güneş kapının camlarından içeri sızıyordu. antredeki eski halının üzerinde gölgen. gölgen bile çok güzeldi. elin kapının kolunda. arkana dönüp bakarsın diye bekledim. hatta bağırdım içimden. gerçekten bağırdım. eksilmiştim sende , duymadın.
- duymadım.
bir süre daha denedim şehirde yaşamayı. sonra ne kadar kalabalık olursa olsun ne kadar yalnız hissettiğimi anladım. sonra buraya taşındım işte. bu eski eve. çocukluğumuzdaki gibi. tahmin ediyorsundur nasıl yaşadığımı. gördüğün gibi hiç bir şeye dokunmadım. eski bir ev , bir sürü eşya ve ben. çiçekler gibiydik çocukken. günden güne solduk. sen hariç her şey eskiyor sanki. yaptıklarını sorgulamayacağım. tek bir şey öğrenmek istiyorum. sadece tek bir şeyi merak ediyorum. film gibi oldu değil mi? hep bu anı bekledim dercesine. ama o kadar ihtişamlı değil aslında. sadece bir şeyi merak ediyorum. mutlu musun?
- bilmiyorum.
bunu duyduğuma sevindim diyebilirim. belki merak etmiyorsun ama bende sana bir şey söylemek istiyorum. bazen saatlerce verandada oturup seni düşündüm. bahçede çiçeklerle ilgilenirken , her birinin hikayesini anlatmaya başladım sana. mevsimler renk değiştirirken bahçede , her bir renk için farklı şarkılar söyledim. her sabah çay demledim fazla fazla. alışveriş için her şehre indiğimde lunaparkın önünde durup saatlerce sadece seni düşündüm. sen olmamana rağmen sen varmışsın gibi yaşadım. görüyor musun ? ben seni hep sevdim. sadece sevdim.
- lütfen sus artık.
şimdi sanki her şey git gide daha karanlık oluyor. ne kadar zamanım var bilemiyorum. ama görüyorsun ki ben artık ölüyorum. duvarlar ölüyor , bahçe ölüyor. biz gidiyoruz hayatım. anılar da ölür. ölmeli. pişman değilim ama biz gitmek istiyoruz artık. artık beni serbest bırakmanı istiyorum. gözlerimin içine bak ve beni sevmediğini söyle. hadi.
- seni seviyorum.
evet evet. sen hariç her şey eskiyor sanki.
bende seni hep sevdim , sadece sevdim...
11.23.2011
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

2 Yorum:
kitap yazmalısın hemen alırım ciddiyim :)
=) teşekkür ama öyle bi düşüncem olmadı hiç.
Yorum Gönder