cama çarpan damlaları saymaya başladığında,
fark ediyorsun,
yosunlanmış bir arazide çıplak ayakla gezdiğini.
hangi denizin kurban edildiğinden öte,
hangi yalnızlığın parçası olmuş?
duvarları unutulmuş bir yaradılışın,
ufuk gerdanına dağlar konmuş.
ve haritada parmağını dokunduğun her yerde,
sadece kum var.
kayaların kurban gittiği cinayet hikayeleri,
parmaklarının arasından yosunlara karışır,
tekrar.
yağmacılar hala altınların peşinde.
eleklerle cinayetleri araştırıyorlar.
sanmayın ki kral tahtında hala.
çocuklarını öldürdükten sonra,
düştü dipsiz bir kuyuya.
ve hiçliğin ortasında bulduğun taç,
ancak bir hiçliği kaldırabilir artık.
şimdi çantanda biraz kum,
hiçliğe dair bir taç,
ve yalnızlık.
yosunlanmış sessizliğinden,
şimdi hangi deniz kaçıyor?
boğulmadığın hangisi kaldı?
hangisini denemek daha kolay?
öldürdüğün insanlardan sorumlu değilsin artık.
sorumluluk yaratacak kadar nefes alamıyorlar.
fakat seninde nefesinde tutarsızlık,
ve çantanda hiçlikler var.
şimdi hangi hayat gerçek?
boğulmadığın hangisi kaldı?
hangisinden kaçmak daha kolay?
düşmek ne kadar kolay.
tek yapman gereken kendini bırakmak.
düşmek kimin adaleti?
şimdi hangi yol daha yakın?
boğulmadığın hangisi kaldı?
hangi sorular,
aslında kaybettiğini sana unutturuyorlar?
12.24.2011
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

0 Yorum:
Yorum Gönder