12.23.2011

son.!.

film şeridi gibi gözlerinin önünden geçer derlerdi. görünürde hiç bir şey yok. sadece bedenimde bir hissizlik. başımı taşıyamam ve bakışlarım yemek yediğim tabağa doğru yaklaşır. kolum rakı kadehine çarpar. bardak içindekileri döktükten sonra yuvarlanarak masadan düşer ve yere düşüp karakterini barındırmayacak onlarca parçaya bölünür. sağlam kalan dibi , duvarın kenarına doğru yuvarlanır. ölmek üzere olduğunu anlarsın. refleks olarak kalkmaya çalışırsın. sinirler işlevini yerine getirmez. elde kalan küçük bir titreme. ancak tabağın yanında duran çatalı biraz daha kenara itebilecek güçte. gözlerinin açık olduğundan emin olamazsın. alnına bulaşan yağlardan kalkamadığını hatırlarsın. dudakların bir şey söyleyebilecek durumdan çok uzak , bakıldığında ifadesiz. ensende açık unutulmuş bir pencere esintisi. pencerelerin kapalı olduğunu hatırlarsın. televizyonun sesi bir şarkının sonu gibi yavaş yavaş kısılır. aldığın nefes yerini uzun tenefüslere bırakmaya başlar. karıncalar beynine istila eder. sanki saç diplerinden beynine sızıyorlar gibi. düşüncesiz ve karanlık fakat saniyelerden haberdar. kapalı olduğunun farkında olan bir televizyon ekranı gibi. derin bir uyku halini andırırcasına salyalar dudaklarından sızmaya başlar. ciğerler bozulmakta olan bir jeneratör gibi. 

ve boğazında, çocukluğunda hatırladığın kurban sahnelerindeki , hani hep gargaraya benzetip alay ettiğin gibi bir hırıltı. iflasa saniyeler var. ve son bir sarsıntı ile makine kapanıyor. beyninin içindeki son çınlama ile varlık ayaklar altında. 

düşüncenin ve varlığın olmadığı yerde , gerçeklikte kalmıyor.
aslında her sonda evren kendi içine kapaklanıyor. 
kimileri yeni bir kapının açıldığını,
kimileri hayatın tekrar başlayacağını,
kimileri temelinde bu iki düşüncenin yattığı bambaşka ihtimallerin olduğunu düşünüyor.
benim içinse koltuğumda geçirdiğim o amaçsız saatlerden farksız.
soğukluğu kabul edilebilir ama huzurlu. 
kelebeğin kanat çırpışından mütevellit,
zamanın durduğu bir anda denizden hiç çıkamamak gibi.

0 Yorum: